Yaşam Becerileri Dersi 10.Ünite Özeti

(Karar Verme Becerisi, Sosyal Problem Çözme, Duyguları Anlama Ve İfade Etme Becerisi, Empati Kurma ve Bakış Açısı (Perspektif )Alma, Toplumsal Bağlılık, Anlatma Ve Anlama, Kendi Kendini Denetleme, Davranış ve Dürtü Kontrolü, Teknolojinin Sağlıklı Ve Güvenli Kullanımı, Boş Zamanlarını Değerlendirme, Hedef Belirleme, Kariyer Planlama, Sıkıntılı Görünen Arkadaşa Yardım Etme, Psikolojik Dayanıklılık)

Giriş

Yaşam becerileri; bireylerin değişim süreçlerinde ve gelişim aşamalarında benliklerini etkin olarak yerine getirmeleri için sahip olmaları gereken yeterlilikleri ifade eder. Günlük yaşamda karşımıza çıkan problemlerle başa çıkmamızda psikolojik becerilerin gelişimini kolaylaştıran yaşam becerileri insanların yaşamlarına sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlar. Sağlıklı bir insanın birden çok yaşam becerisine sahip olması gerekir. Stres yönetimi, öfke yönetimi, boş zamanlarını değerlendirme, empati, affetme becerileri, kariyer planlama, problem çözme, yaratıcı düşünce, etkili iletişim, duygu ve düşüncelerini ifade etme, karar verme, teknolojiyi bilinçli bir şekilde kullanma becerileri önemli yaşam becerilerindendir. Okul dönemi çocukların daha çok derslerine önem verilmektedir. Ancak çocuğun matematik, türkçe derslerinin dışında günlük hayattaki yaşam becerileri de önemlidir. Arkadaşlarıyla arasındaki ilişki, arkadaşlarıyla sohbeti, kariyer planlaması, kendi başlarına düşünebilmeleri, karar vermeleri de çocuğun sosyal hayat becerileri için önemlidir. Okul dönemi çocukların sosyal hayatları göz ardı edilmemelidir. Çocukların tüm hayatına etki eden yaşam becerileri sosyal hayat için oldukça önemlidir. Çocukların sosyal hayata uyum sağlaması, topluma katkıda bulunması, sağlıklı bir birey olarak yaşamını sürdürmesi açısından yaşam becerilerinin gelişimi çok önemlidir. Birden fazla yaşam becerilerinin gelişmesi gerekmektedir. Tek başına sadece biri ya da ikisinin gelişmiş olması sağlıklı bir insan için yeterli değildir. Çocukluk dönemi tüm yaşam becerilerinin sağlıklı bir şekilde gelişmesi gerekmektedir.

Bu bölümde, orta çocukluk dönemi yaşam becerilerin 13 beceriye “karar verme becerisi, sosyal Problem çözme, duyguları anlama ve ifade etme becerisi, empati kurma ve bakış açısı (perspektif )alma, toplumsal bağlılık, anlatma ve anlama, kendi kendini denetleme, davranış ve dürtü kontrolü, teknolojinin sağlıklı ve güvenli kullanımı, boş zamanlarını değerlendirme, hedef belirleme, kariyer planlama, sıkıntılı görünen arkadaşa yardım Etme, psikolojik dayanıklılığa” yer verilmiştir.

10.1. Orta Çocukluk Dönemi Yaşam Becerileri

Okul dönemi, ergenlik dönemine uyumu kolaylaştırmak için becerilerin kazanıldığı önemli bir dönemdir. Bu dönemde ergenlik dönemi için ihtiyaç duyulan sosyal, toplumsal, sosyal ve duygusal, iletişim, sosyal bilişsel beceriler kazandırılırsa ergenlik döneminin riskli davranışlarının ortaya çıkışı engellenebilir. Ayrıca, bu dönemde çocuğun toplumsal ve sosyal uyumunu da kolaylaştırır.

10.1.1. Yaşam Becerisi 1-Karar Verme Becerisi

Karar verme biçimi, bir kişinin bir karar durumu ile karşılaştığı zaman kullandığı alışkanlık ve öğrenilmiş bir cevap modeli olarak tanımlanabilir(Scott ve Bruce, 1995). Kişiler yaşamlarının çoğu zamanında isteklerini ve ihtiyaçlarını karşılarken karar vermek durumundadır. Bazen kişiler motivasyon, deneyim eksikliği gibi nedenlerden dolayı karar vermekte zorlanabilirler.

Karar verme, kişide var olan durumların ve bu durumları yerine getireceği zaman ne tür sonuçlar doğuracağını ve buna göre seçim yapıp karar vermesidir(Doğan,2010). Doğru ve etkili bir şekilde karar verebilmek için karar verme süreçlerini düzgün biçimde uygulamak gerekir. Bunlar genel olarak; o anki durumun hissedilmesi, o durumun tanımlanması, bu probleme karşı fikirlerin oluşması, bireyin kendine uygun seçeneği belirlemesi, ortaya çıkan sonucu bireyin değerlendirmesi gibi sıralanabilir(Kuzgun, 2006).

Mantıksal kararlar verebilmek için, genellikle aşağıdaki aşamalar izlenmelidir;

1) Seçenekleri belirleme,

2) Seçenekler için sonuçları tanıma,

3) Sonuçları düşünme,

4) Sonuçların olasılığını değerlendirme ve

5) Önceki adımlara dayanarak bir karar verme

Bu aşamalar, karar alma süreci için bilgi toplama ve işleme yeteneğinin gerekli olduğunu gösterir. Çocukların bilişsel yetenekleri ile karar verme süreci arasında ilişki vardır(Okwumabua, 1994). Küçük çocuklar, dünyayı çok basit bir şekilde görmeye eğilimlidirler, kişisel tercihler dışında değer yargıları oluşturmazlar. Çocuklar büyüdükçe daha fazla yargıda bulunma eğilimindedirler ve tutumlarının değişmesi daha da zorlaşır. Çocuklara ebeveynleri ve çevrelerinde bulunan yetişkinler tarafından değer ve inançlar öğretilir. Bu onların sosyalleşmelerinin bir parçasıdır. Ancak, karşı-sosyalleşme daha büyük çocukların inandıkları şeylerle ilgilenmelerine ve bu inançların ardındaki nedenleri keşfetmelerine yardımcı olur. Doğrudan karar verme, öğrencilerin karşı-sosyalleşme sürecine yardımcı olur. Tartışmalı sorular sorularak, öğrenciler daha iyi karar vericiler ve daha bilinçli vatandaşlar olma fırsatına sahip olurlar. Öğrencilerin karar verme sürecine katılmalarına izin vermek, özgüvenlerini artırabilir(Leonetti, 1980) ve çatışmaların şiddeti artmasına engel olmak için gerekli kişilerarası becerileri kazandırabilir.

Karar vermeyle yakından ilişkili olan beceri problem çözmedir. Genellikle kararlar alınmadan önce bir sorunun çözülmesi gerekir, ancak problemleri çözmek için kararlar alınmalıdır. Problem çözme, çocukları çabalarını değerlendirmeye, yeni fikirler edinmeye ve yeni yöntemler oluşturmaya zorlar. Problem çözme özgüvene daha çok dayanan sosyal bir süreçtir(Thornton, 1995).

Karar verme ve dürtü kontrolü;

Orta çocukluk dönemi riskli davranışları önlemeye yönelik çocukları bilinçlendirmek için önemli bir zamandır. Erken ergenlik döneminde çocuklar, genellikle riskli davranışa katılmaya eğilimli olmasa da, akran baskısı beynin ödül bölgelerindeki aktiviteyi harekete geçirebilir, arttırabilir ve çocukları risk almayı teşvik edebilir(Steinberg ve Monahan, 2007). Ancak, çocuklar düşük riskli durumlarda daha az riskli kararlar alırlar. Ayrıca çocuklar, bir ebeveyn veya başka bir sorumlu yetişkinle birlikte olduklarında, yalnız oldukları zamanlara kıyasla daha güvenli kararlar alma eğilimindedirler. Ön ergenlik ve ergenlik dönemindeki çocukların sağlıkla ilgili bilinçlendirme çalışmaları, kendilerini sigara, alkol ve uyuşturucu tüketimi ve güvenli olmayan cinsel aktivite gibi potansiyel tehditlerden koruma yollarını da içermelidir(Lou, Anthony, Stone,Vu vd.2006). Çocuklar gönüllü olarak olumlu sosyal davranışlarda bulunduklarında beynin tehdit edici durumlara karşı tepki şekli değişir ve risk alma davranışı azalabilir. Çocukların olumlu faaliyetlerde bulunmaları için daha fazla fırsat yaratarak, potansiyel olarak tehlikeli durumlarda yaşadıkları ödül duygusu azaltılabilir(Jetha ve Segalowitz, 2016).

10.1.2. Yaşam Becerisi 2- Sosyal Problem Çözme

Yapılan araştırmalar sonucunda, etkili sosyal problem çözme becerileri ile zihinsel sağlık arasında pozitif ilişki tespit edildiğinden itibaren psikoterapi alanında, özellikle bilişsel davranışçı terapide önemli bir yerdedir. Problem çözme yeteneğinin araştırılması, çocukların sosyal uyumsuzluğunun tedavisinde kullanılmasıyla birlikte çocukların sosyal bilişsel gelişimin daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır(Mott ve Krane, 1994). Çocuğun okuldaki uyumunu etkileyebilecek sosyal yeterliliğinin bir yönü, zorlayıcı sosyal etkileşimler sırasında problemleri çözme yeteneğidir. Çocuklar zamanla daha yetkin sosyal problem çözme becerilerini geliştirdikçe, davranışsal ve akademik olarak daha iyi uyum sağlamaya başlarlar(Dubow, Tisak, Causey, Hryshko ve Reid, 1991). Çocukların sosyal olarak zor durumlara yaklaşım biçimlerinde bireysel farklılılar görülür. Sosyal problem çözme becerileri, çocuğun özelliklerinden (ör;mizaç özelliğinden ) ve çevresel faktörlerden (örneğin; ebeveynler ve akranlarıyla etkileşiminden) etkilenir(Walker, Degnan, Fox, Henderson, 2013). Mizaçtaki bireysel farklılıklar sosyal problem çözme becerilerini ve akademik sonuçların gelişimini etkiler(Walker ve Henderson, 2012). Sosyal problem çözme becerilerindeki bu bireysel farklılıklar arasında çocuğun utangaçlığı da etki edebilir. Utangaçlık, yeni sosyal durumlara karşılık olarak, savaşı ve endişeyi işaret eder(Coplan ve Armer, 2007). Utangaç çocuklar, sosyal olarak zorlu durumları akranlarından daha pasif bir şekilde ele alırlar ve ilkokulda sosyal hedeflere ulaşmada daha az başarılı olurlar(Stewart ve Rubin, 1995). Ayrıca, utangaç çocuklar, zayıf akran ilişkileri, depresyon ve anksiyeteyi içeren sosyal ve duygusal uyum sorunları için risk altındadırlar(Chronis-Tuscano vd. 2009). Utangaçlık erken çocuklukta belirgindir ve çocuğun hem okul öncesi dönemde hem de orta çocukluk döneminde sosyal etkileşim eksikliğine, akran reddine, sosyal becerilerin gelişmemesine neden olur(Walker, Degnan, Fox, Henderson, 2013). Stewart ve Rubin (1995) anaokul, ikinci ve dördüncü sınıf çocuklar arasında sosyal çekilme ile sosyal problem çözme arasındaki eşzamanlı ilişkiyi incelemişlerdir. Sosyal olarak geri çekilen çocukların, akranla etkileşime girme olasılıklarının daha az olduğunu, geri çekilen çocukların daha dolaylı isteklerde bulunduklarını, daha az yönergeler verdiklerini bulunmuştur. Sosyal problem çözme cinsiyette göre de farklılaşmaktadır. Anaokulundan orta çocukluğa kadar, kızların sosyal problem çözümlerini kullanma olasılıkları daha yüksektir ve saldırgan stratejileri ve zarar verici davranışa verilen aynı biçimdeki karşılık verme davranışları kullanma olasılıkları erkeklerden daha azdır(Akt. Walker ve Henderson, 2012). Kızlar paylaşma gibi olumlu sosyal stratejileri, erkekler ise saldırganlık gibi olumsuz çatışma çözme stratejilerini daha fazla kullanırlar( Hopmeyer ve Asher, 1997).

Sosyal problem çözme becerileri;

  1. Çocukların gündelik sosyal işlevselliği ve okuldaki akademik başarıları için önemlidir(Walker ve Henderson, 2012).
  2. Bu becerilerin gelişimi, çocukların sosyal deneyimlerinin kalitesini etkileyebilir(Walker, Degnan, Fox, Henderson, 2013).
  3. Çocukların akranları tarafından kabul edilmesindeki başarıları ya da başarısızlıkları, sosyal problem çözme becerilerine göre de belirlenmektedir(Salzer-Burks, Laird, Dodge, Pettit ve Bates, 1999).
  4. Çocukların akranları ile sosyal etkileşimleri başlatma ve sürdürmelerine etki eder (Walker, Degnan, Fox, Henderson, 2013).

Sosyal problem çözme stratejileri okul öncesi dönemde kullanılmaya başlanır. Çocuklar büyüdükçe stratejiler değişebilir. Çocukların yaşla birlikte daha iyi bir sosyal problem çözme stratejileri (yani sözel stratejileri, olumlu etki, prososyal yolları) ve daha az geri çekilme sosyal problem çözme stratejileri (yani pasif) kullanırlar(Walker, Degnan, Fox, Henderson, 2013). Arı ve Yaban, (2012) yaptıkları çalışmada, 10 ve 11 yaşındaki çocukların, 9 yaşındaki çocuklarla karşılaştırıldığında, nesne edinme durumunda daha fazla çözüm üretebildikleri, 11 yaşındaki çocukların nesne edinmeye ilişkin olarak daha fazla farklı strateji kullanabildikleri ve problemin çözümü başarısız olduğunda problem durumunu çözecek yeni stratejiler oluşturmada daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Çocukların akranlarını nasıl algıladıklarını, eleştiren sosyal durumları nasıl yorumladıklarını ve tepki verdiklerini inceleyen araştırmacılar sosyal becerilerin gelişiminde sosyal ve bilişsel alanların kesişimini göstermişlerdir(Mayeux ve Cillessen, 2003). Etkin problem çözme stratejileri konusunda farkındalık, sosyal yeterliliğin belirleyici bir özelliği olarak görülmektedir (Rubin ve Rose-Krasnor, 1992).Crick ve Dodge (1994) sosyal problem çözme ile ilgili adımları tanımlayan bir bilgiyi işlem modeli geliştirmişlerdir. Modellerine göre, etkili problem çözme, sosyal ipuçlarını fark etme ve yorumlama, sosyal hedefleri formüle etme, problemi çözmek için olası stratejiler üretme, stratejinin olası etkinliğini değerlendirme ve bir tepkiye /cevaba karar vermeyi içerir.

Shure ve Spivack’e göre (1982), kişiler arası problem çözme becerileri,

(a) alternatif çözümleri genelleme (örneğin; bir problem durumunda problemi çözebilecek farklı çözümleri genelleme becerisi),

(b) sosyal davranışların sonuçlarını düşünme (örneğin; kişinin hareketinin kendisi ve diğerleri üzerindeki etkisini dikkate alma becerisi),

(c) çözüm-sonuç çiftlerinin gelişimi (örneğin; problem çözmede sıralı basamaklar kullanma),

(d) sosyal-nedensel düşüncenin gelişimi (örneğin; birinin davranışlarının ve duygularının, diğer insanların davranış ve duygularıyla ilişkili olduğunu bilme),

(e) probleme duyarlı olma (belirli bir durumda ortaya çıkabilecek problem tiplerinin farkında olma) ve

(f) dinamik yönelim (örneğin; davranışların her zaman kolayca fark edilmeyen motivasyonları yansıtabileceğini kabul etme)’den oluşur(Akt.Arı ve Yaman,2012)

Akranla geçirilen zaman miktarı, akranlarıyla daha çok zaman geçirme çocukların sosyal problem çözme becerilerinin gelişimini etkiler. Çünkü akranlarıyla daha çok zaman geçiren çocuklar daha fazla sosyal problemlerle karşılaşırlar ve sosyal problemleri çözmede farklı stratejileri denerler ve deneme yanılma yolu ile etkin olan stratejileri bulabilirler(Crick ve Dodge, 1994). Orta çocukluk dönemimde sosyal problem çözme stratejileri çocuğun yaşı, cinsiyeti, mizaç özellikleri akranlarıyla geçirilen zaman miktarı gibi faktörler tarafından belirlenir. Çocuklarda sosyal problem çözmeyi desteklemek için öncelikle kişilik özelliklerine dikkat etmek gerekir. Yukarıda belirtildiği gibi utangaçlık etkili sosyal problem çözmeyi olumsuz etkilemektedir. Eğer sosyal problem çözmesini engelleyecek özelliğe sahip ise müdahale edilmelidir. Okullarda sosyal problem çözme becerileri geliştirmek amaçlı programlar uygulanabilir. Çocukların sosyal ve duygusal ve akademik gelişimleri için sosyal problem çözme basamakları öğretilmelidir.

10.1.3. Yaşam Becerisi 3 - Duyguları Anlama ve İfade Etme Becerisi

Orta çocukluk döneminde çocuklar, duygularını nasıl tanımlayacaklarını, ifade edeceklerini ve düzenleyebileceklerini öğrenirler ve aynı zamanda başkalarının duyguları hakkında daha fazla farkındalık geliştirirler. Başkalarının üzüldüğünü fark etmeye başlarlar. Bu aşamada, çocuklar kendi duygularını yönetmek ve aynı zamanda başkalarına yardım etmek için stratejiler geliştirmeye başlarlar. Yedi yaş civarında, çocuklar genellikle düşüncelerinin duygularını nasıl etkilediklerinin farkında olurlar. Duyguları düzenlemede ilk aşama budur. Bir duyguyu yaşama ve ifade etme arasında çok önemli bir fark olduğunu ve tüm duyguların dışsal olarak ifade edilmemesi gerektiğini fark etmeye başlarlar. Sekiz ya da dokuz yaşına gelindiğinde, çoğu çocuk duygularını yetkin bir şekilde düzenleyebilir. Durumlara uyum sağlama, problem çözme ve uygun davranışlarda bulunma becerisine sahip olurlar(Rawana, Flett, Basset-Gunter, FraserThomas, vd.2016)

Ergenliğin başlangıcında, duygular ve buna bağlı tepkiler artmakla birlikte duygu durumlarında dalgalanmalar meydana gelir ve çocuğun duygularını, tepkilerini etkileyebilecek strese duyarlılıkta artmaya başlar(Jetha ve Segalowitz,2016). Orta çocukluk dönemi duyguları kontrol etme yeteneğinin kazanılmasında önemli olduğu dönemdir. Çünkü bu dönemde kazanılan duygu yönetimi çocuğun geleceğini önemli ölçüde etkiler. Duygusal düzenleme becerisi, daha iyi akademik performans ve öğretim derecesi, artan okuryazarlık becerisi, yaratıcılık, daha yüksek benlik saygısı, stresle başa çıkma becerisinin artması ve daha iyi ahlaki akıl yürütme gibi birçok kritik faktörle ilgilidir. Ayrıca, akran grubu kabulü, sosyal beceriler, arkadaşlık kalitesi, daha az yalnızlık ve daha az zorbalık dahil olmak üzere daha iyi sosyal yetkinlikle de ilgilidir. Çocukların duygularını erken dönemde yönetme becerilerini geliştirmek için desteklemek, daha sonra ergenlik ve yetişkinlik döneminde uyumuna, başarılı olmalarına ve ergenlik döneminde ortaya çıkan hormonal değişikliklere daha kolay uyum sağlamalarına yardımcı olabilir.

Çocukların Duyguları anlama ve ifade etme becerilerini desteklemek için;

  • Çocuklara uygun model olunmalı,
  • Yetişkinler tarafından çocuklara duygularının farkında olunduğu gösterilmeli ve başkalarının da kendisinden farklı duyguları olduğunu fark etmesi sağlanmalı,
  • Duygularını üzgün, kızgın ve mutlu gibi kelimelerle ifade etmelerine yardımcı olunmalı,
  • Duygularını sanat, müzik, dans ya da hareket yoluyla ifade etmeleri sağlanmalı,
  • Korku, hüzün ve öfke gibi duyguların geçici duygular olduğunu anlamalarına yardımcı olunmalı,
  • Endişelerini anlamalarına ve ifade etmelerine yardımcı olunmalı,
  • Bazı çocuklar belirsiz olan sosyal ipuçlarını tanımakta zorlanırlar. Yüz ifadelerini ve vücut dilini tanımayı ve tanımlamayı öğrenmelerine yardımcı olunmalı,
  • Çocukların ruh durumlarının düşüncelerini, düşüncelerinin de ruh durumlarını değiştirebildiğini farkına varmalarına yardım edilmeli,
  • Çocuklara duygularını yönetebileceklerine ilişkin destek verilmeli ve duygu yönetimi ile ilgili çalışmalar yapılmalı,
  • Duygusal bir deneyim yaşadıkları zaman, çocukların kendi duygularını anlamaları ve ifade etmelerine yardımcı olunmalı aynı zamanda zor duyguların ortaya çıkması durumunda duygularla başa çıkma ya da kendini rahatlatma teknikleri öğretilmelidir,
  • Bilinçli farkındalık(Mindfullness) teknikleriyle çocuklarda duyguları kontrol etme becerisi desteklenebilir(örn;nefes teknikleri).

10.1.4. Yaşam Becerisi 4 - Empati Kurma ve Bakış Açısı (Perspektif) Alma

Empati, duygusal düzeyde, başkalarının ne hissettiğini anlama yeteneğidir. “Bakış açısı /perspektif alma”, bilişsel düzeyde, diğerlerinin bakış açısından durumları ve olayları görebilme yeteneğini içerir. Orta çocukluk döneminin en önemli toplumsal gelişmelerinden biri empati kurma ve bakış açısı almadır. Orta çocukluk döneminin başlarında çocuklar, kendi gerçeklerine odaklanmaya eğilimlidirler. Büyüdükçe, kendi gerçeklerine odaklanmaları giderek daha azalır. Orta çocukluk döneminin başlarında, çocukların empatik tepkileri duygusal olma eğilimindedir diğer bir anlatımla çocuklar duygusal empati kurarlar. Bilişsel empati, orta çocukluk döneminin ortasında gelişir. Çocuğun başkalarının ne düşündüğünü, hissettiğini veya niyetini anlaması bilişsel empati sayesinde gerçekleşir. “Bilişsel empati” bakış açısı/perspektif almayı içerir. Ergenlik döneminde beynin sosyal bölümündeki gelişmeler bakış açısı almada önemli bir rol oynar. Bakış açısı almadaki gelişmeler, olumlu, empatik, yardım içeren davranışları ve güvenli karar verme becerilerini güçlendirmeye yardımcı olur. Çocuklar başkalarının farklı bakış açılarına ve farklı bilgiye sahip olduklarını anlamaya başlarlar bu da çocukların kendisinde farklı düşüncelerle ve kişilerle etkileşime geçmesini sağlar. Ayrıca, çocukların çatışma halinde anlaşmaya ve uzlaşmaya varmalarına yardım eder (Eccles, 1999; Côté, 2016).

Çocukların empati ve bakış açısı alma becerilerini desteklemek için;

  • Ebeveynler ve öğretmenler çocukların ve başkalarının duygularını önemsediklerini göstermeli,
  • Zorbalığa maruz kaldıklarında nasıl hissedileceğine vurgu yapılarak, çocuklarla zorbalık hakkında konuşulmalı,
  • Kendilerinin ve akranların sosyal dışlanması ve sosyal adalet meseleleri hakkında düşünmeleri ve insanların farklı bakış açıları olduğunu fark etmeleri sağlanmalı,
  • Çocukların eylemlerinin başkalarının düşüncelerini ve duygularını nasıl etkileyebileceği hakkında konuşulmalı,
  • Çocuklarla arkadaşlarının ve aile üyelerinin ihtiyaçları, duyguları ve arzuları hakkında konuşulmalı,
  • Sanal ortamda birisini incitmenin veya korkutmanın ne kadar kolay olabileceği ve sonucunda neler hissedilebileceği açıklanmalıdır.

10.1.5. Yaşam Becerisi 5 - Toplumsal Bağlılık

Orta çocukluk döneminde, çocuklar bir aidiyet duygusu geliştirirler. Bu bağlılık, ebeveynler / birincil bakım veren kişiler ve aile ile başlar ve arkadaşlara ve daha sonra topluma kadar uzanır. Araştırmalar, ebeveynlerinden, arkadaşlarından veya toplumdaki diğer ilgili yetişkinlerden(anneanne, babaanne, dede, hala, teyze gibi…) kopmuş, sosyal olarak bağlantısı çok fazla olmayan çocukların daha az iyimserlik, öz-yeterlilik, benlik saygısı ve empati gösterdiklerini belirtmektedirler(Guhn, Schonert-Reichl, Gadermann ve Marriott, 2012). Öte yandan, aileleri ve akranları ile sosyal olarak bağlı olan çocuklar daha iyi ilişkilere sahip olma eğilimindedirler. Aynı zamanda daha iyi sosyal becerilere, daha iyi davranışlara, daha yüksek özgüvene sahip olurlar ve genellikle daha iyi akademik ve liderlik becerileri geliştirirler(Olsson, McGee, Nada-Raja ve Williams, 2013). Toplumlar için sosyal refah, doğrudan aile ve geniş aileler ile bağlantılıdır. Sonuç olarak, çocukların aile ve geniş aile üyeleri ile sosyal ilişkileri güçlendirilmelidir. Aile üyelerinin, aile büyüklerinin, arkadaşlıkların çocukların yaşamında yeri büyüktür. Onlar ile kuracağı istikrarlı sıcak, sevgi ve saygıya dayalı ilişkiler, çocukların sosyal ve duygusal gelişimini anlamlı derecede etkilemektedir. Çocukların toplumun değerlerini öğrenmeleri yaşamlarına uyum sağlamalarını kolaylaştırır. Bu nedenle çocuklarda toplumsal bağlılık öncelikle evde ebeveynler, beraberinde okullarda öğretmenler tarafından desteklenmelidirler.

Çocukların toplumsal bağlılıklarını geliştirmek için;

  • Çocukların dahil olmaları için aile veya geniş aile olarak birlikte faaliyetler planlamak,
  • Geleneksel veya kültürel etkinlikleri takip etmek çocuklarla birlikte katılmak,
  • Yaşlarına ve gelişim düzeylerine uygun aile içi sosyal sorumluluklar vermek,
  • Yardıma ihtiyaç duyduklarında bir problemleri olduğunda ev ve okul da dahil olmak üzere kime gidebilecekleri hakkında konuşmak,
  • Saygılı davranmayı, dostluklara değer vermeyi öğretmek,
  • Değerleri daima dikkate almaları için desteklemek,
  • Çocuklarla değerler konusunda iletişime açık olmak,
  • Arkadaşlığın ve iyi bir arkadaş olmanın önemi hakkında konuşmak,
  • Kişilerarası ilişkilerde duyguların rolü hakkında konuşmak,
  • Arkadaşlıklarını ve akranları ile etkileşimlerini olabildiğince takip etmek,
  • Çocuklarla etik ve değerler gibi konular hakkında tartışmak,
  • Kendi ve diğer insanların inançlarına ve değerlerine nasıl uyum sağlayacaklarını öğrenmelerine yardımcı olmak,
  • Aile, sosyal ve toplumsal sorumluluğu hakkında konuşmak,
  • Çocukların kendilerinin içinde bulundukları gruba ait olduğunu hissetmelerine yardımcı olmak,
  • Ait olmanın önemi ve diğer gruplarda bulunan insanlara ait olmanın öneminden bahsetmek,
  • Toplumu oluşturan çeşitli, farklı kültürel yaşamlara, kişilere ve değerlerine saygılı olmaları konusunda bilinçlendirmek,
  • Katıldığı her toplumsal grupta eşitliği ve katılımı desteklemek, eşitliği ve katılımı nasıl destekleyebilecekleri konusunda bilgi vermek.

10.1.6. Yaşam Becerisi 6 - Anlatma ve Anlama

Erken yaşlarda, çoğu çocuk konuşmaya başlayabilir, başkalarını dinleyebilir ve uygun şekilde cevap verebilir. Fikir ve fikirlerini ifade edebilir ve soruları cevaplamak ve başkalarını ikna etmek için dili kullanabilir. Önemli olan bir başkasının bakış açısına ilişkin algılarına dayalı olarak konuşmayı nasıl düzenleyeceklerini öğrenmeleridir. Orta çocukluk döneminde çocuklar konuşma becerilerini geliştirirler ve bir dizi sosyal konuşmalara katılabilirler. Yetişkinlerle ve tanımadıkları çocuklarla konuşmaya başlayabilirler. Nedenlerini ve seçimlerini açıklayarak konuşmalarını devam ettirebilirler ve bir konuyla ya da kendi ile ilgili iyi niyetli, ikna edici argümanlar sunarak başkalarını ikna edebilirler. Ayrıca, bazı konuşmalar içinde var olabilecek nüansların ya da tonların farkına varırlar ve kendi bilgi ve fikirlerine uygun anlatımları dinlerken ve karşılaştırırken bilgiyi analiz edebilirler. Ayrıca, neyin doğru olduğuna karar vermek için dinleme ve anlama becerilerini daha iyi kullanabilirler(Davies, 2011). Çocukların kendilerini ifade etme biçimleri orta çocukluk döneminde önemli ölçüde değişmektedir. Çocuklar, bir düşünce veya öykünün başlangıcını ve bitişini işaret etmek için belirli kelimeleri kullanabilir, vurguyu ekleyebilir ve tonlama biçimlerini değiştirmeyi öğrenebilirler. Orta çocukluk dönemi sonunda çocuklar vurgu yapmak için uygun perde ve duraklamalar kullanarak, akıcı bir şekilde konuşabilirler.

Büyüdükçe, çocuklar iletişim kurdukları insanlar arasındaki ilişkinin niteliğine, dilin ve beden dilinin konuşulan kelimeleri nasıl desteklediğine bağlı olarak dilin nasıl değişebileceğini anlamaya başlarlar. Aynı zamanda sosyal ipuçlarını nasıl okuyacaklarını öğrenmeye, konuşmada kibar olmakla ilgili sosyal uygulamaları anlamaya ve çatışmaların olduğu durumlarda müzakere etmek için dil becerilerini kullanmayı öğrenmeye başlarlar. Orta çocukluk döneminde işitme, görme veya dil becerilerinde farklılıklara sahip çocuklar, dil ve iletişim becerilerini, özel ihtiyaçlarına, güçlü yönlerine ve yeteneklerine göre şekillendirirler. Orta çocukluk döneminin başlangıcında, çoğu çocuğun temel bir cümle yapısı kavrayışı vardır. Büyüdükçe dilin karmaşıklığını ve nüansını daha iyi anlarlar. Karşılaştırmalı kelimeleri kullanmayı öğrenirler, sözler gibi belirli kelimeleri ifade ederler ve pasif sesi kullanmaya başlarlar. Sekiz ile on yaşları arasında, çocuklar genellikle çift anlamlara bağlı konuşmaya, söz ve mizah unsurlarını kullanmaya başlarlar. 10 yaşına geldiklerinde, çoğu çocuk bileşen parçalarını analiz ederek bilmedikleri kelimelerin anlamlarını elde edebilirler. Orta çocukluk dönemi okuma ve yazma dünyasının çocuklara daha açık hale geldiği bir zamandır. Aynı kelimenin iki anlama gelebileceğini ve farklı kelimelerin aynı şeyi nasıl ifade edebileceğini öğrenirler. Duygu ve açıklayıcı kelimeleri nasıl anlayacaklarını öğrenirler. Yazım yoluyla akıcı bir şekilde yazma ve kendilerini ifade etme yetenekleri, daha iyi imla ve dilbilgisinden, neyi düşündüklerini ifade eden kısa bir metnin yazılmasına kadar gelişir. Bu süre zarfında, çocuklar için en iyi destek onları teşvik etmektir. Ebeveynler ve öğretmenler çocuklarla sık sık konuşur, geniş bir kelime hazinesi kullanır, kitap vb… yazılı materyaller okur, duygularını ve fikirlerini ifade etmeye teşvik ederlerse çocukların dil becerileri daha hızlı gelişir. Çocuklar fikirlerini akranlarıyla paylaştıklarında da dil becerileri daha da gelişir(Mayberry Lock ve Kazmi, 2002).

10.1.7. Yaşam Becerisi 7 - Öz Denetleme, Davranış ve Dürtü Kontrolü

Beyinleri dürtüleri düzenleyen alanlar, en son gelişenler arasındadır. Orta çocukluk döneminde beyinin dürtüyü düzenleyen bölümünde, öz kontrol ve öz düzenlemenin gelişmesinde bir artış görülmeye başlanır. Çocuklar bu dönemde dikkatini daha iyi yoğunlaştırabilir, duygularını daha iyi düzenleyebilir ve dürtüsel davranışı daha iyi yönetebilirler. Öz denetimin geliştirilmesi, çocukların başarılı olmalarını, daha az stres yaşamalarını, okulda ve arkadaşlık ilişkilerinde daha başarılı olmalarını sağlar. Bazı çocuklar öfke ya da hüzün gibi zorlayıcı duygulara daha duyarlıdırlar. Bazı durumlarda, bu çocukların öz düzenleme becerilerini geliştirmeleri zor olabilir. Çocukların öz kontrol ve öz düzenleme becerilerinin gelişimine yardımcı olmak için birtakım stratejiler belirlenmiştir. Müzik dersleri, ikinci bir dil öğrenme, aerobik egzersizler, dövüş sanatları ve yoga, tekrarlanan uygulamaları içerdikleri ve giderek daha zorlayıcı oldukları için en popüler ve etkili olanlardan bazılarıdır. Öz düzenlemede önemli zorluklar yaşayan çocuklar için, öz düzenlemeye ve sosyal yeterliklerin geliştirilmesine odaklı programlar yararlı olabilir. Araştırmalar, orta çocukluk döneminin çocukların öz düzenleme stratejilerini öğrenmeleri için uygun bir zaman olduğunu belirtmektedirler( Piquero, Jennings ve Farrington, 2010). Bu nedenle orta çocukluk döneminde öz düzenleme davranışlarının gelişimi için öz düzenleme stratejileri çocuklara yaşam becerisi olarak öğretilmelidir.

10.1.8. Yaşam Becerisi 8 - Teknolojinin Sağlıklı ve Güvenli Kullanımı

Teknoloji insan yaşamında giderek daha belirgin bir rol oynamaktadır. Çocuklar bebeklik döneminden itibaren teknolojiye maruz kalırlar. Steeves, (2014) araştırmasında, orta çocukluk dönemi çocukları, dönemin erken yıllarından itibaren teknolojiyle tanıştıkları dördüncü sınıf öğrencilerinin yarısına yakınının (yüzde 49) cep telefonuna sahip olduklarını bulunmuştur. Teknoloji aynı zamanda birçok öğrenme ortamının bir parçasıdır ve sosyal bağlantıların yapılmasına yardımcı olmak için giderek daha fazla kullanılmaktadır. Dijital teknolojiyi kullanmanın hem faydaları hem de riskleri vardır. İnternet, sosyal medya ve diğer iletişim platformları çocuklara çevrelerindeki dünyayla etkileşim kurma ve dijital bireyler olarak gelişme fırsatı sunmakla birlikte, uygunsuz veya aşırı kullanım riski de bulunmaktadır. Çocukluk döneminde ekranın önünde geçirilen zaman ve yoğun bir görsel-işitsel uyarım, beynin sinir ağ yapısını, sosyal işlevini, uyku düzenini, zihinsel ve fiziksel sağlığını etkileyebilir. Ekran önünde daha fazla zaman geçirilmesi, beynin dikkati yoğunlaştırması için daha fazla uyarım alması anlamına gelir bu da çocuklarda dikkat eksiklikliğine, öğrenme sorunlarına yol açabilir(Ramirez, Ravinder Gadiwalla ve Christakis, vd. 2016). Ekranda vakit geçirme süresinin (TV, bilgisayar, video oyunları, multimedya telefonları) 5-11 yaş arası çocuklar için günde iki saatten fazla olmaması tavsiye edilmektedir. Araştırmalar, teknolojiden uzak kalmanın bazı faydaları olduğunu göstermektedir. Bir ekranın önünde daha az zaman harcayan çocukların zorbalık ve kavga etme gibi olumsuz davranışlar sergilemesi daha az olasıdır( Janssen, Boyce ve Pickett, 2012).

Çocukların teknolojiyi güvenli ve sağlıklı bir şekilde kullanmalarını sağlamak için;

  • Yetişkinler(ebeveynler ve öğretmenler) güvenli, sorumlu ve sağlıklı teknoloji kullanımı için model olmalı,
  • Çocuklarla, teknolojinin güvenli ve sorumlu kullanımı ve çevrimiçi yaşamları hakkında düzenli olarak konuşulmalı,
  • Çocukların teknoloji kullanımı ile ilgili sınırlar belirlenmeli (örneğin; yemek saatlerinde, yatmadan önce veya aile etkinliklerinde mesajlaşmanın olmaması gibi…).
  • Çocukların internet etkinliklerinden ve nelere erişebildiklerinden haberdar olunmalı,
  • Çocuklarla birlikte kurallar oluşturulmalı ve ebeveyn kontrollerini sağlayan teknolojiler kullanılmalı,
  • Evin açık bir bölümünde, çocukların neler yaptığını izleyebilmek için cihazlar bulundurulmalı,
  • Çocukların dengeli bir yaşam sürdürmeleri için ve “çevrimdışı” aktivitelerle yani yüz yüze sosyal zaman geçirmeleri ve oyun oynamaları için teşvik edilmeli,
  • Çocukların yapmaları gereken öncelikli sorumlulukları belirlenmeli ve zamanlarını iyi yönetmeleri için desteklenmeli (örneğin; Çevrimiçi zaman geçirmeden önce ödevlerini yapmak gibi…),
  • Çocukların yaş grubuna uygun popüler internet ve video oyunlar hakkında bilgi sahibi olunmalıdır ve zaman zaman çocukların oyunlarına dâhil olunmalıdır(Centre for Addiction and Mental Health, 2016).

10.1.9. Yaşam Becerisi 9 - Boş Zamanlarını Değerlendirme

Orta çocukluk dönemi, çocukların ev ödevleri ve ders çalışmanın dışında kalan zamanlarını iyi bir şekilde değerlendirmelerini öğrenebilecekleri zamandır. Boş zamanlarını bilinçli bir şekilde değerlendiren çocuklar, yeteneklerinin farkında olurlar, yeteneklere göre aktivitelere katılırlar, ilgi alanlarını keşfederler ve geliştirirler, ruhsal ve fiziksel olarak rahatlarlar, yeni deneyimler yaşayarak yeni insanlar tanırlar, arkadaşlar edinirler ve zamanını etkili bir şekilde değerlendirdiği her bir aktivite onlara yeni şeyler öğretir. Orta çocukluk döneminde çocuklar kendileri için önemli olan belirli alanlarda, faaliyetlerde yetenekli olmak ve başarmak için dikkatlerini ve enerjilerini yöneltirler. Orta çocukluk döneminde çocukların boş zamanlarını iyi geçirmeleri, gelişimsel fırsatlara sahip olmak ve doğru seçimler yapmak için önemli etkilere sahip olabilir.

Çocukların günlük faaliyetleri önemli gelişimsel olgulardır. Etkinliklerin karmaşıklığı ve içeriği, çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişiminin bir göstergesi olarak görülebilir Çocuk aktiviteleri, kültürel bilgi ve uygulamalarını öğrenilmesini ve uyulmasını sağlar. Çocukların boş zaman kullanımı için seçtikleri faaliyetlere toplumun kültürü, çocuğun çevresi, fiziksel, bilişsel özellikleri ve motivasyonu etki eder(McHale, Crouter ve Tucker, 2001). Boş zamanın faydaları, kullanımına bağlı olarak değişir. Yapılandırılmış faaliyetler, genellikle yapılandırılmamış olandan daha yararlı olduğu düşünülen faaliyetlerdir. Aktif olan faaliyetler pasif olandan daha faydalı olan faaliyetlerdir. Televizyon seyretmek pasif olan bir faaliyettir. Hem yapılandırılmış hem de yapılandırılmamış faaliyetler çocukların boş zamanlarda kullandıkları faaliyetleridir ve her ikisi de çocuklar için olumlu sonuçlar oluşturma potansiyeline sahiptir. Birincisi, bu faaliyetler belirli becerilere ve tekniklere hakim olmak için öğrenme ortamları olarak işlev görebilir. Spora katılan bir çocuk, belirli kuralları kazanır ve seçilen oyunun gerektirdiği becerilerde yetenekli hale gelir. Çeşitli sanat ve hobilerle ilgilenen bir çocuk, söz konusu faaliyetle ilgili özel teknikleri öğrenir ve aktiviteyi çevreleyen kültüre daha aşina olabilir. Bu faaliyetlerin diğer değerli yönü, çocukların yetişkinlerle ve akranlarıyla olumlu ilişkiler kurmalarını sağlamalarıdır. Açık hava etkinlikleri, hobiler ve sanat etkinlikleri genellikle yetişkinleri ve akranları içerir. Bu tür aktiviteler, çeşitli ortamlarda ve farklı rollerde ebeveynlerden başka yetişkinlerle çalışma fırsatları sağlar. Aynı zamanda ortak amaçları ve hedefleri olan akranlarıyla ilişki kurma fırsatı sağlarlar. Bu nedenle, birçok boş zaman aktivitesi, çocuğun deneyimine ve çocuğun belirli özelliklerine bağlı olarak çocukların öğrenmelerini sağlar ve olumlu davranışları geliştirir(Hofferth ve Curtin, 2005).

Ebeveynler ve öğretmenler çocukların boş zamanlarını gelişimleri için en üst düzeyde faydalanacak şekilde değerlendirmeleri için rehber olmalıdırlar. Bunun için öncelikle çocukların yeteneklerini ve ilgi alanlarını belirlemek gerekir. Yeteneklerini geliştirebilecekleri ayrıca sosyal, duygusal, fiziksel ve bilişsel gelişimlerini de destekleyecek faaliyetleri seçmeleri ve katılmaları için çocuklar teşvik edilmelidir. Okullarda çocukların boş zamanlarını değerlendirmeleri için çeşitli aktiviteler yer almalıdır. Öğretmenler çocukları bu aktivitelere yönlendirmelidir. Orta çocukluk dönemi, çocukların boş zamanlarını sağlıklı ve verimli bir şekilde değerlendirme yollarını öğrenmeleri için önemli bir zaman dilimidir. Bu dönemde edilinilen bu beceri çocukların ergenlik döneminde riskli davranışları(sigara, alkol, madde bağımlılığı gibi…) ortaya çıkaran çevreye ve arkadaş ortamına dahil olmalarını engelleyebilir.

10.1.10. Yaşam Becerisi 10 - Hedef Belirleme

Hedef belirleme becerisi, çocuğun geleceğini şekillendiren ve onları yetişkin yaşama hazırlayan en önemli yaşam becerilerinden birisidir. Bir hedefe ve bu hedefi başarmak için motivasyona sahip çocuklar geleceklerinin daha iyi olacağına inanırlar. Bu nedenle hedef belirleme çok önemlidir. Hedef belirleme öz-yeterliliği, sosyal ağı ve hatta beynin kendisini geliştirir. Özellikle okulu terk etme riski bulunan öğrenciler için hedef belirleme becerilerini edinmesi çok daha önemlidir. Bu beceriler sayesinde kendisinin de yapabileceklerinin olduğunu ve bunları yapmak için gerekli özelliklere sahip olduklarını görmeleri onların kendine güvenlerini, saygılarını ve kendilerine verdikleri değerin artmasına yol açacaktır. Belki de böylelikle okulu terk etmek yerine eğitimine devam ederek hedeflerine ulaşma kararı alabilecektir(img.eba.gov.tr)

Çocuklarda hedef belirleme becerilerini geliştirmek, çocukların akademik hedefleri oluşturmalarını sağlar. Bu gelişme daha sonra genel akademik başarıyı destekler(SukHyang, Palme ve Wehmeyer, 2009). Çocukların hedef belirlemelerinde bazı noktalara dikkat edilmelidir. Bunlar; hedeflerin spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir, gerçekçi, zaman sınırının olmasıdır. Bu, çocukların bir hedefe ulaşmak için kullanılan belirli davranışları tanımasını sağlar ve sonuç olarak çocuklar bu davranışları kendi kendine düzenlemeye başlayabilir. Çocuklar hedeflere ulaşmaları için davranışlarına daha fazla dikkat edebilirler. Kendilerinin oluşturduğu hedefler daha değerli hale gelir ve ulaşılması daha muhtemel olur(Eggen ve Kauchak, 2007). Öz-düzenleme, çocuklarda görev engellerini aşmaya ve öz saygıyı artırmaya yönelik bir isteklilik yaratır. Görevler baskı veya strese neden olduğu için, çocuklar motivasyonlarını kaybederler ve görevlerden çekilmeye başlarlar. Geri çekilme tepkisi, bir hedefe ulaşmaya çalışırken çocukların mevcut zorluklarla başa çıkmadaki yetersizliklerini yansıtır(Crocker vd. 2006). Öz düzenlemeleri zayıf olan çocuklar hedeflerini gerçekleştirmede daha sık başarısız olurlar(Ommundsen vd. 2005). Çocukların kendi davranışlarının farkında olması, öz düzenlemeye yönelik olumlu bir adım olarak düşünülebilinir(Patel, Smith, Fitzsimmons, Kara, vd. 2012).

Sınıfta, öğretmenler öğrencilerin öz-düzenleme davranışlarını desteklemek için model olarak hedefleme stratejileri kullanabilirler. Hedef belirleme, bir kişinin başarmak istediği bir hedef ya da plan oluşturulmasını içerir. Böyle bir planlama, bireyler arasında öz-güdümlü davranışların gelişmesini teşvik ederek, kendi kendini motive etmesini sağlar. Genel olarak, hedefler doğada proksimal(yakınsak, yakın hedefler) veya distal(uzak hedefler)olarak tanımlanabilir. Yakın gelecekte proksimal hedeflerin karşılanması beklenir. Distal hedefler uzun vadelidir. Proksimal hedeflerle bireyler belirli bir göreve odaklanma eğilimindedirler ve bu görevde başarılı olmak için gerekli eylemleri gerçekleştirirler. Bununla birlikte, distal hedeflerle bireyler bilinçli olarak bir görevi bir amaç olarak gerçekleştirirler. Çoğu zaman, bireyler daha büyük, daha önemli, distal hedeflerini karşılama girişimlerinde birden fazla proksimal hedef belirlemektedirler (Plaks, McNichols ve Fortune, 2009).

Orta çocukluk döneminde hedef belirleme becerisinin desteklenmesi çocuklarda geleceği planlama ve kariyer belirleme becerilerinin aynı oranda geliştirilmesini sağlar. Çünkü kariyer belirleme ve geleceği planlamanın temelinde hedef belirleme yer alır. Çocuklarda geliştirilmesi önemli bir yaşam becerisi olan hedef belirleme için öncelikle çocukların öz düzenleme davranışlarının geliştirilmesi, içsel motivasyonun sağlanması gerekir. Daha sonra hedeflerin gerçekçi ve ulaşılabilir olmasına dikkat edilmeli, yakın hedeflere öncelikle ulaşılması hedeflenmelidir. Bunun için hedeflere ulaşmada adımlar belirlenmeli ve çocukların küçük adımlar ile hedefe ulaşmaları yönünde plan yapmaları desteklenmelidir.

10.1.11. Yaşam becerisi 11-Kariyer Planlama

Orta çocukluk dönemi geliştirilmesi önemli olan bir diğer yaşam becerisi kariyer belirleme ve hedef koymadır. Özellikle okul dönemine gelmiş çocuklar için bu konu oldukça önemlidir; çünkü çocukların kariyer belirleme konusunda aldıkları bu kararlar gelecekteki hayatlarının büyük bir bölümünü etkileyecektir. Kişilerin kariyer amaçlarının oluşturulması kariyer planlama kapsamında değerlendirilir. Kariyer planı yapılırken, kişinin kendisini keşfetmesi, beceri alanlarını belirlemesi gerekir. Kişinin güçlü ve zayıf yönlerini belirleyerek, değer, ilgi, beceri, yetenek ve tutumlara göre kariyer planı yapılmalıdır(Yüksel, 2000). Öğretmen çocukların mesleki eğilimleri, öz yetkinlikleri ve mesleği seçmesi durumunda sahip olabilecekleri başarıyı göz önüne alıp çocuğun hedef koymasına ve kariyer belirlemesine yardımcı olmalıdır(Köse ve Yangın, 2015). Çocukların kariyer tercihleri ise kendi yaşam deneyimleri ile bireylerin –öğretmenler, aileler gibi- çeşitli meslekler hakkındaki görüşlerinden elde ettikleri bilgilerle şekillenmektedir. Okul ise bu süreci öğrenciye aktarma ve yönünü etkilemede önemli faktörlerden birisidir. Kariyer ve yaşam planlaması için ilköğretim aşaması çok da erken değildir aksine çocuğun kendisi ve yaşama ilişkin fikir edindiği bu erken dönemlerinde, asıl kariyer planlaması süreci başlar(Yaylacı, 2007).

Kariyer eğitimine yönelik uygulamaların orta öğretimde başlamasına yönelik görüşlere rağmen, bu eğitimin ilköğretimde başlaması gerektiğine dair anlayış giderek gelişmektedir.

Avrupa Topluluğunun eğitim ve kariyer danışmanlığının unsurları olarak belirlediği dokuz alt madde de şu şekildedir:

a)Bilgi sağlama, değerlendirme,

b) öneri sunma,

c)rehberlik etme,

d)kariyer eğitimi,

e)yerleştirme,

f)savunma,

g)geribildirim ve takip etme/mentorluk. llköğretim düzeyindeki kariyer eğitim ve danışmanlığı, konuyla ilgili rol modelleri, alanda uzman kişilerle yapılan söyleşileri, fotoğraf ve videoları, sunumları, kitapları veya teknik ve yöntemleri içermektedir. Ancak bu süreçte kariyer danışmanının rolü çocuğu erken seçimler yapmaya zorlamak değil, aksine bu seçimlerin zamanından önce yapılmasına engel olmaktır.

Ülkemizde çocukların mesleki gelişiminde etkili olabilecek ve öncesinde başarılı sonuçlanmış bir uygulama örneği şu şekildedir:

K12 rehberlik programı: Oldukça önemli bir gelişimsel programdır. Bu eğitim projesi, birçok araştırma ve eğitim materyalini barındıran bir programdır. Aynı zamanda pek çok ülkede bulunan eğitim ofisleri tarafından yürütülmektedir. Asıl amacı, öğrencilerin kendi mesleki, eğitimsel, kişisel ve sosyal potansiyelini ortaya koymak ve onları yönlendirmektir. Bunu gerçekleştirmenin yolu ise profesyonel danışman rehberliğinde hedef belirleme, etkili karar verme ve farkındalık gibi adımlardan geçmektedir.

Özetle, bu beceriyi edindirme adına yapılan uygulamaların altında yatan temel stratejiler şöyle sıralanabilir;

  • Çocuktaki merak duygusunun ortaya çıkmasını teşvik etmek: Çocukların merak ettikleri meslekleri incelemeleri ve daha fazla bilgi sahibi olmalarını sağlayacak araçları sağlamak. Örneğin bilimle ilgilenmek isteyen çocuğa mikroskop ya da teleskop kullanma fırsatı sunmak ve merakını gidermesini sağlamak.
  • Gerekli bağlantıları kurabilmesi için bilgi aktarmak: Çocuğa görüşme saatleri, okuma materyalleri, alanla ilgili projeler ya da yeni oyunlar sağlayarak keşif ve araştırma süreçlerine dahil olmasını desteklemek.
  • Sosyal kavramasını geliştirmek: Çocukların hem kendisi hem de çevresine dair farkındalığını ve aynı zamanda sosyal bilincini geliştirebilmek adına birçok meslekten bireyle görüşmesini sağlamak. Bu mesleklerle ilgili yeni keşifler, uygulamalar veya araştırmaları içeren etkinlikler yürütmek(Akt. Yaylacı, 2007).

Çocukların öğrenme ortamında sahip oldukları yetenekler keşfedilmeli ve doğru kariyer planlaması yapılmalıdır. Eğer ilgiler ile yetenekleri keşfedilmez veya yanlış kariyer planlaması sürdürülürse çocuklar potansiyellerini ve kendilerini gerçekleştirmez. Bu durum çocukların gerçek değerlerin ortaya çıkmasını engeller Kariyer planı, saklı olan potansiyel yeteneği ortaya çıkmasını sağlar Her ne kadar kariyer tercihleri ve kararları lise ve üniversite döneminde alınmış olsa da bu öğelerin oluşumunda ve biçimlenmesinde önemli rol oynayan ilgilerin yapılanmasının ilkokul hatta okul öncesi döneme kadar uzadığı bilinmektedir. Bilimsel kariyerler konusunda eğitsel aktivitelerin ilkokul düzeyinde öğretme-öğrenme ortamlarında yer alması gereklidir(Köse ve Yangın, 2015).

Sonuç olarak, çocukların gelişimsel süreçleri ve kariyer gelişim teorileri, çocuklardaki kariyer gelişiminin erken yaşlarda başladığını göstermektedir. Bu dönem ilköğretimde başlamakta olup, bu erken yaşlar kişinin kendisi ve dünya hakkındaki algılarının şekillenmeye başlaması açısından son derece önem arz etmektedir. Bu nedenle kariyer danışmanlığı hizmetinin doğru ve ciddi biçimde ele alınması ve konuyla ilgili araştırmalar yürütülmesi, uygulama ve değerlendirmeler yapılması gerekmektedir. Aynı zamanda devletinde daha sağlıklı ve üretken bir toplum geliştirme hakkında eğitim hususunda daha geniş bir kaynak ayırması ve eğitim proje partnerliği gibi desteklerle rehberlik ve danışmanlık programlarını güçlendirmesi gerekmektedir. Bunlar, çocukları daha sağlıklı ve potansiyellerini değerlendirebildikleri bir yaşama hazırlayacaktır.

10.1.12. Yaşam Becerisi-12 Sıkıntılı Görünen Arkadaşa Yardım Etme

Arkadaşlık kurma ve sürdürme becerileri içerisinde yer alan diğer önemli bir yaşam becerisi de arkadaşının sıkıntılı olduğunu fark etmek ve ona yardımcı olmaktır.

Sıkıntılı birine yardımcı olmak için önce ‘sıkıntılı görünüyorsun’ şeklinde onun durumunu doğru tespit etmek adımıyla başlanabilir. Paylaşmak istemezse ’Peki istediğin zaman sana yardımcı olmak isterim’ diyerek, ona zaman tanınır ve yalnız bırakılır. Paylaşırsa önce sadece dinlenir. Bazen sadece dinlemek bile yeterli olabilir. Eğer isterse duruma uygun başa çıkma seçenekleri sunulur. Kişi kendine uygun olanı seçer. Küçük yaştaki çocuklar arkadaşının sıkıntısını fark edebilir ve yardım etme ile ilgili sorumluluklarını anlayabilirler. Çocuklar için ailenin diğer üyelerine yardım etmek, kişisel isteklerini tatmin etmekten daha büyük bir öneme sahiptir.

Zor anlarda gösterilen yakınlık, çocukların arkadaş ilişkilerini pekiştirir. Bu paylaşım arkadaşları arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağlar. Sıkıntılı çocuk, bazen bir yetişkinden ziyade, arkadaşının onu anlamasını tercih eder. Akranıyla sorununu paylaşmak benzer sorunların olduğunu duymak onu rahatlatır. Arkadaşının ilgisi üzerine kendini daha iyi hisseder ve bunu sağlayan arkadaşından sevgi ve sıcaklık hisseder. Oda, benzer bir durumda, arkadaşına aynı yakınlığı göstermek ister. Sıkıntılı görünen bir arkadaşına yardım eden çocuk arkadaşının sevgisini ve dostluğunu kazanır. Bu becerinin kazanılmasında yetişkinlerin olumlu rol model olması önemlidir. Yetişkin yaşamda da başkalarının sıkıntılarına duyarlı insanların çevrelerinde çok sevildikleri ve takdir edildikleri bilinir. Endüstri psikolojisinde yapılan çalışmalar, iş yerlerinde çalışma arkadaşlarının sıkıntılarında duyarlı işverenlerin daha çok verim elde ettiğini gösterir. Toplumun en küçük örnekleme olan ailede de aile üyelerinin birbirlerinin sıkıntılarına duyarlılık göstermeleri, ailenin işlevselliğinin en önemli parçasını oluşturur(Ataş ve Efeçınar, 2017).

Orta çocukluk döneminde arkadaşlık ilişkileri çocuğun kendini algılamasında önemli bir etkiye sahiptir. Arkadaşları tarafından kabul edilmek, sevilmek, takdir edilmek çocukta benlik saygısının olumlu gelişmesini sağlar. Arkadaşlık ilişkilerinin önemli olduğu bu dönemde çocuğun arkadaşlık kurma ve sürdürme becerilerini kazanması gerekir. Bunlardan biri olan sıkıntıda olan arkadaşına yardım etme ve rahatlatma becerisi çocuğun akranları tarafından kabul edilmesine ve ilişkilerin sürmesine neden olur. Bunun için çocuklarda öncelikle empati, sempati kurma ve bakış açısı alma becerisini geliştirmek gerekir. Evde ebeveynleri tarafından sıkıntısı anlaşılan ve yardım edilen, rahatlatılan çocuk, arkadaşlarının da sıkıntılı durumlarına aynı davranışları göstermeleri muhtemeldir. Bunun için ebeveynlerin çocukların sıkıntılarına duyarlı olmaları empati kurmaları ve çocuklara bunları hissettirmeleri, göstermeleri önemlidir.

10.1.13. Yaşam Becerisi-13 Psikolojik Dayanıklılık

Dayanıklılık, olumsuz deneyimlerden önemli derecede az etkilenme, az zarar görme ve sıkıntıya rağmen başarılı olma kapasitesi olarak tanımlanmaktadır. Sıkıntı, kısmen fiziksel, zihinsel veya sosyal kayıplar ya da yoksunluk ya da travma deneyiminin neden olduğu olumlu koşullar ya da fırsatların eksikliği olarak tanımlanabilir. Dayanıklı çocuklar ortalama veya beklenen sonuçlara sahiptirler; dayanıklılık çocuklarda gelişmeyi gösterir(yani, ortalamanın üzerinde bir şey yapmayı). Dayanıklılık, çocukların sıkıntıya, şoka veya dezavantajlara dayanmalarını sağlar. Dayanıklılık kavramı aynı zamanda “yetkinlik” fikrine de benzer. Yetkin çocuklar “taleplere esnek, uyarlanabilir tepkiler üretme ve koordine etme ve çevredeki fırsatları üretme ve bunlardan yararlanma” yeteneklerine sahip olanlar olarak tanımlanır(Hildon, Smith, Netuveli ve Blane, 2008).Çocukların dayanıklılığını geliştirmek için iki önemli faktör ele alınmalıdır. Bunlar; Çocuğun bireysel özellikleri ve çevresidir.

Bireysel özellikler

  • Genetik ve biyolojik faktörler,
  • Baş etme becerileri ,
  • Olumlu bir özgüven duygusu ,
  • Kendi kendine Olumlu öz konuşma ve merhamet duygusu ,
  • Özerklik ve bağımsızlık duygusu (kendileri için bir şeyler denemek için),
  • Duyguları veya ihtiyaçları belirleme ve ifade etme,
  • Gelişmiş öz düzenleme becerisi ,
  • Güven ve öz yeterlilik duygusu ('Bununla başa çıkabilirim')
  • Olumlu sosyal beceriler ve empati ,
  • İyimserlik veya olumlu bir tutum
  • Aile / toplumla ilgili sorumluluk duygusu
  • Aidiyet duygusu
  • Sağlıklı düşünme alışkanlıklarıdır. Çocuğun bireysel özellikleri geliştirilerek dayanıklılığı arttırılabilinir.

Çocuğun çevresi:

Çocuğun ailesi çocukların dayanıklılıklarını geliştirmede önemli yer tutar. Bunun için ebeveynlik becerileri, aile ilişkileri ve sağlıklı çocuk anne baba ilişkileri, aile kimliği ve bağlılığı ve etkili ebeveynlik becerileri desteklenmelidir.

Sosyal çevre, orta çocukluk döneminde genişleyen bir yapıdadır. Dayanıklılığın geliştirilmesinde rolü büyüktür. Bunun için çocuğun akranlarla olumlu ilişkisini ve etkileşimini geliştirmek, eğitim ortamlarında yani, sınıf ve okul arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle başarılı ilişkiler kurmasını desteklemek ve olumlu ilişkileri sürdürmelerini sağlamak ve sağlıklı risk almaya katılmaları için fırsatları arttırmak gerekir. Cesaretlendirici ve olumlu ilişkiler sağlayan eğitim ortamları olmalıdır.

Komşuluk ve toplum ilişkileri desteklenmelidir. Bunun için aile ve çocuk dostu toplum değerleri ve inançları geliştirilmelidir. Aile ve çocuk dostu alanlar (örneğin; parklar, topluluk merkezleri) artırılmalıdır. Toplumsal olarak da sosyal yönde aile ve çocuk dostu kamu politikaları oluşturulmalıdır. Olumlu deneyimler yaşamaları için fırsatlar yaratılmalıdır. Çocuğun konuşabileceği destekleyici yetişkinle sürekli, anlamlı bir ilişki kurması desteklenmelidir (örneğin; aile üyesi, öğretmen, topluluk danışmanıyla). (http://resources.beyondblue.org.au/prism/file?token=BL/1810_A)

Çocukların dayanıklılığını artırmak, çocukluk döneminde yaşadıkları olumsuzluklarla baş etmelerine yardımcı olur. Ergenlik ve yetişkinlikte daha sonraki olumsuzluklarla baş edebilmelerini sağlayan beceri ve alışkanlıkların geliştirilmesi (örneğin; baş etme becerileri, sağlıklı düşünme alışkanlıkları) için bir temel sağlar. Dayanıklılık, çocukların ruh sağlığı için de önemlidir. Daha fazla dayanıklılığa sahip çocuklar, zor olaylara veya olumsuzluklardan kaynaklanan stresi daha iyi yönetebilirler. Stres seviyesi ve şiddetli devam ediyorsa, stres ruh sağlığı koşulları için bir risk faktörüdür. Dayanıklılığı artıran müdahaleler, sosyoekonomik anlamda dezavantajlı ve diğer yönlerden de dezavantajlı çocukların ayrıca riski bulunanlar da dahil olmak üzere tüm çocuklar için (yani evrensel müdahaleler) önemlidir. Dayanıklılık geliştirmeye yönelik yaklaşımlar, daha iyi zihinsel sağlık ve zihinsel sağlık tedavi maliyetlerinde tasarruflar dahil olmak üzere topluma potansiyel olarak sosyal ve ekonomik faydalar sağlar. Sıkıntının giderilmesi, dayanıklılığın arttırılması için müdahaleler her zaman tercih edilir. Ancak, sıkıntı her zaman önlenemez. Mesela, doğal afetleri, ebeveynlerin ayrılmasını ve ailelerdeki ölümleri önlemek her zaman mümkün değildir. Bununla birlikte, çocukların dayanıklılığı desteklenebilir, böylece ortaya çıkan hayatın zorluklarını daha iyi yönetebilirler. Yaşam becerileri olarak kazandırılması önemli olan bir beceri olan dayanıklılık çocukların hem şuan bulundukları dönemde hem de ergenlik ve yetişkinlik döneminde stresli, olumsuz ve travmatik olaylardan daha az etkilenmelerini sağlayarak psikolojik iyi oluşlarını korucu olarak görev görür. Bu nedenle, yaşam becerisi olarak mutlaka programların içerisinde yer alması gerekir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir